Vergi Gelirlerinin GSYİH'ya Oranı ve OECD Ülkeleri

  Ülkemiz ekonomik koşullarında, halkın nabzını ölçtüğümüzde vergilerden yakınmalar duyabiliriz. Bunlar arasında vergilerin fazla olduğunu, bireylerin vergileri aşırı hissettiğini duymaktayız. Peki gerçekten öyle mi? Vergi gelirlerinin GSYİH'ye oranı nedir ve OECD ülkelerinde durumlar nedir bir göz atalım. Yazımı kaleme alırken OECD verilerini kullanacağım. OECD ülkelerinde en ağır vergi yükü Danimarka'ya ait. Danimarka ile alakalı herhangi bir röportaj gördüğünüzde mutlaka vergilerin fazlalığından yakınmalar duyarsınız. Danimarka 46.5 oranı ile listenin başında. Ülkenin vergi gelirlerinin oranı neredeyse tüm gelirin yarısını oluşturuyor. OECD ülkeleri ortalaması ise 33.5. İkinci sırada ise Fransa yer alıyor zaman zaman Danimarka'nın önüne geçiyor. Televizyonlarda sıklıkla hükümete karşı yapılan eylemlerin nedenlerinden birisi de bu vergilerdir. Fransa'nın oranı ise 45.4. Vergi gelirlerinin en az olduğu ülke Meksika, 17.9 oranı ile listenin en altında. Türkiye'ye gelecek olursak Türkiye OECD ülkeleri ortalamasının altında kalıyor. Türkiye vergi gelirlerinin GSYİH'ye oranı 23.9. 

Kaynak:Data from Revenue Statistics 2021, https://oe.cd/revenue-statistics

Ülkelerin vergi gelirleri farklı olaylara göre şekillenmektedir. Hükümetin aldığı kararlar bunlardan bazıları. Örnek vermek gerekirse İrlanda'da 2019-2020 yılları arasında vergi-GSYİH oranı 1.7 puan düştü. Bunun nedeni geçiçi olarak kdv oranlarının düşürülmesiydi. Ülkeler bazı sektörlerden vergi harcaması(alınması gereken verginin alınmaması) yapıp bunu başka sektörlerden telafi edebiliyor veya geçmişte fazla vergi geliri elde edilmişse onun ile dengeleyebiliyor.

Kaynak:Data from Revenue Statistics 2021, https://oe.cd/revenue-statistics

Tabloda yazdıklarım daha iyi anlaşılabilir. Yazımın esas amacı insanlar vergi yükü ile alakalı yorum yaparken verilerin akıllarına gelmesi. Ülkemizde aşırı vergi yükünden bahsetmek pek mümkün değil. Vergi yükü ödediğiniz verginin toplam gelirinize oranlanması ile bulunur. Objektif vergi yükü ve subjektif vergi yükünden bahsetmek mümkün. Vergi yükünün maddi nitelikte olması durumunda karşımıza objektif vergi yükü, psikolojik nitelikte olması durumunda da subjektif vergi yükü çıkar. Objektif vergi yükü verginin matematiksel işleme açık olduğu vergi yüküdür. Subjektif ise verginin toplum ya da birey üzerinde neden olduğu psikolojik baskıya, diğer ifadeyle matematiksel olarak ölçülemeyen boyutuna işaret eder. Objektif vergi yükünü dallara ayırmak mümkün ancak bu yazımda ele almayacağım. Esasında yazının odağı subjektif vergi yükü. Çünkü bireyin vergi yükü yüzünden hissettiği psikolojik baskı subjektif vergi yükü ile açıklanabilir. Subjektif vergi yükünü ölçmenin mümkün olmayacağını söylemiştik bunun nedeni kişiden kişiye göre değişmesidir. Herkes farklı hissedebilir, somut bir örnek vermek akılda daha iyi oturmasına yardımcı olacaktır. Bilindiği üzere devletler tüketilmesini istemediği, negatif dışsallık yayan mallara aşırı vergi yükleyebilir! Gelişmekte olan ülkelerde yüksek vergi geliri sunduğı için de tercih edilebiliyor. Ülkemizde sigara ve alkol bunlardan bazıları. Sigara ve alkol üzerinden alınan ÖTV vergisini bağımlılar aşırı hisseder ve isyan edebilir ancak kullanmayan birisi için sorun yoktur. Öte yandan kişilerin mevcut durumdaki ekonomik durumu da bu etkenler arasındadır. Kişi bugün isyan edip diğer gün problem yok diyebilir bu da psikolojik ve ekonomik nedenlerden ötürüdür. Subjektif vergi yükü ekonomik açıdan çok önemlidir çünkü geleceğe yön verir. Bireyler üretim, tüketim, yatırım ve tasarrufa ilişkin alanlardaki kararlarını verirken psikoloji buradaki büyük etkendir. Yatırım yapabilecek mükellefleri çarptırabilir o yüzden mükellefleri ağır  baskı altında tutan bir vergi sistemi etkin vergileri bile etkinsizliğe götürebilir. Ülkemizde ki ağır enflasyonist ortam kişilerin yanlış karar vermesine yol açabiliyor. Satın alma gücünün bu denli düşmesi insanların vergi oranlarına göz atmasına neden oluyor. Bu da tabi ki mali anesteziye zarar veriyor, devletin vergileme gücü zayıflıyor.



1 Yorumlar

  1. Sigara, alkol gibi tütün ürünlerinin tüketilmesini devletin istemediğini zannetmiyorum. İnelastik talep yaratan bu tür ürünler, devletin kolaylıkla üzerinden yüksek vergilendirme yapabildiği, buna rağmen talepte önemli bir değişikliğin olmadığı ürünler. Yüksek vergilerin yatırımcıları yatırımdan vazgeçirebileceği ise çok doğru. Keza diğer Avrupa ülkelerine oranla Türkiye'nin nispeten daha az bir vergi gelirine sahip olduğu bilgisi, yaygın kanaatin aksi yönde olduğu için önemli...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Daha yeni Daha eski

Translate