Son zamanlarda ortaya çıkan gelişmeler sonucunda ortaya bir kavram atıldı: Resesyon, bu kavramı ilerleyen günlerde sıkça duyma ihtimaline karşın bu yazıyı kaleme alıyorum. Resesyonun iktisat literatüründe ki Türkçe karşılığı 'durgunluk' olarak biliniyor. Büyümenin negatif hale dönüşmesi, yatırımların azalması ve dolayısıyla üretimin düşmesi... Nüfus artış hızının, büyüme hızından yavaş hale gelmesi sonucunda da kişi başı milli gelirin artmaması olarak da açıklanabilir. Peki bu kavram nereden ortaya çıktı? Aslında FED başkanı Powell konuşmalarından sonra bu kavramı gündeme getirmeye başlamıştık. Faiz artırımı kararlarında sıkça tekrar edilen bir soru vardı: Resesyon mu? Enflasyon mu? FED çok kararlı adımlarla faiz artırımına başladı ve vatandaşlarını enflasyona karşı koruyacağını bildirdi yani Powell enflasyonla savaşmayı seçti. Aslında kesinlikle resesyon yaşanacağını kimse iddia etmiyor, resesyon riskleri konuşuluyor. Beyaz saray henüz resesyonu kabul etmiyor nitekim perşembe günü açıklanacak olan GSYH verilerini 'resesyon' olarak nitelendirmeyeceklerini açıkladılar. ABD başkanı Joe Biden ise resesyon yaşanmayacağını dile getiriyor¹. FED yarınki toplantısında faiz kararını açıklayacak, beklentiler 0.75 puan artış olacağı yönünde. Bu nasıl bir etki yaratacak da resesyon ihtimalini konuşuyoruz kısaca açıklayalım. Faiz artırımları sonucu yatırımlar düşer kalıbını biliyoruz. Şu şekilde gerçekleşmekte: Sermaye sahipleri risk almak yerine yüksek faiz oranlarından yararlanıp faiz kazanıyor ve riskli olan yatırımı tercih etmiyor. Rasyonel birey kararı dediğimiz bu mekanizmada ekonominin genelinde uygulandığında ortaya büyük bir yatırım azlığı ve üretimde düşme ortaya çıkıyor. Bununla beraber artan nüfus oranı yeni yatırımlarla buluşmadığı için işsizlik artıyor ve talep öldürülmüş oluyor. Kimi iktisatçılar bunu emeğe vurulmuş bir darbe olarak görüyor. Ukrayna savaşı ve tedarik zincirinde oluşan aksaklıklar da Dünya'da üretimde aksaklıklar olacağı yönündeydi. Söylediğimiz gibi resesyon ihtimali konuşuluyor yani küresel bir resesyondan bahsediyoruz ancak tüm dünya genelinde eşit derecede yaşanmayabilir. Esasında derin bir resesyon yaşanacağını düşünmüyorum ancak şu gerçek ki şirket kârları düşecek. Avrupa Merkez Bankası uzun zamandır sessiz kalmasına karşın faiz artırımlarına başladı. Avrupa tarafında da resesyonun etkilerini görmemiz muhtemel. Aslında beklenti her şeydir, piyasa olumlu veya olumsuz her şeyi önden fiyatlar. Almanya'da iş dünyası güveni resesyon beklentisiyle geriledi. Resesyon konusunda bize yardımcı olabilecek bir endeks mevcut: PMI endeksi, Türkçesi ile satın alma yöneticileri endeksi. PMI, (Purchasing Manager Index), pazar payı yüksek şirketlerin satın alma yöneticileri arasında yapılan aylık anketlerden elde edilen ekonomik göstergelerdir. 0-100 arasında değer alan bu endekste eşik 50 alınır. Bu değer altındaki değerler küçülmeye, üstündeki değerler ise büyümeye işarettir. Aylık olarak hesaplanır ve bir önceki ay 50 olarak alınır. Yani 50 görürseniz bir önceki aya göre değişme olmamış anlamına gelir. Aşağıda Euro bölgesi PMI endeksini görmek mümkün:
Erişim Tarihi: 26.07.2022

Yorum Gönder